10 Mayıs 2018 Perşembe

If I were a planet... My new column has been published by Rıhtım Magazine

"If I were a planet" my new column has been published by the 34. issue of Rıhtım Literature & Art Magazine. Have a pleasant reading :)

"Ben Gezegen olsam" başlıklı yazım Rıhtım Dergisi'nin 34. sayısında yayımlandı. Yukarıdaki linki tıklayınız. Keyifli Okumalar.

24 Nisan 2018 Salı

"Gün gelirde hayatı anlat derlerse" yayımlandı/ has been published...

KARDELEN Dergisi 'nin bu ayki 96. sayısında "Gün gelirde hayatı anlat derlerse" yayımlandı. Keyifli okumalar!
"Gün elirde hayatı anlat derlerse" has been published by the 96th issue of Kardelen Magazine (Apr-Jun 2018). Have a pleasant reading!






15 Nisan 2018 Pazar

DAĞ/ The Mountain

My Poetry "Dağ/ The Mountain" has been published by the Apr-May issue of RIHTIM Magazine. Achieve a goal, makes us happy. Do not miss out on Happiness by setting new goals! Have a pleasant reading😊
RIHTIM Dergisi'nin 2018 Nisan-Mayıs sayısında "DAĞ" isimli şiirim yayımlandı. Mutluluk, arada atladığımız duraklarda gizlidir. Durakları es geçmeyin! Keyifli okumalar😊

😊

18 Şubat 2018 Pazar

RIHTIM Dergisi'nin Şubat-Mart 2018 sayısında "KAFTAN" yayımlandı. Keyifli Okumalar :)

My Poetry "KAFTAN" has been published by 33th issue of RIHTIM Magazine (Feb-March 2018 issue). Click the link below. Have a pleasant reading :)

                                                   http://rihtimdergi.com/kaftan/

 Kaftan
The collection of sultans’ clothing namely, "KAFTAN", which showcases perhaps the finest examples of Ottoman textile art, contains clothing of the sultans and princes from the second half of the 15th century to the early 20th century. 
The decorative patterns of the sultans’ clothing were drawn up by palace miniaturists, who made up a large part of the court’s artists and artisans working for the court, or ehl-i hıref. Besides serâser cloth, the sultans’ garments would be made with expensive silks such as velvet, çatma velvet with raised designs, kemha or velvet pile. Beginning in the time of Sultan Ahmed III (r. 1703–30), these heavy and expensive fabrics—with their large amount of gold and silver thread—were replaced with lighter and simpler fabrics such as satin, taffeta, gezi (thickly woven silk cloth), canfes (thin taffeta), sandal (a mixture of cotton and silk), geremsut silk, and selimiye (silk cloth made in workshops near Istanbul’s Selimiye barracks). Ref. for photo: Topkapi Palace Istanbul

7 Şubat 2018 Çarşamba

Kardelen Dergisinin bu ayki sayısında "Gamsız Buğday Tanesi" yayımlandı. Keyifli Okumalar :)

My Poetry "Gamsız Buğday Tanesi" has been published by FEB 2018 issue of Kardelen Magazine. Click the link below. Have a pleasant reading :)

http://www.kardelendergisi.com/yazi.php?yazi=2495

27 Ocak 2018 Cumartesi


HIRS-I DEVRAN

Ne zaman görsem, yüzün bakmaya
Uyanacağımı bile bile rüyalara
Su olsam, geçit vermez dağlara
Her gün yıkılıp, tekrar ayağa kalkmaya
Hiç Doyamadım…

Durdum aheste, cihan-ı durakta
Gelip geçen “yiğitsiz” destanlara
Doymak bilmez, ipotek gırtlaklara
Alev, alev olup, yanan hırs-ı devrana
Hiç Alışamadım…

Işın Erenoğlu Üstündağ

21 Aralık 2017 Perşembe

Zaman gülmek zamanı :) Her şeyi eleştirmek kolay, sıra bana da gelecekti elbet... Acımasız kalemimden bendeniz, Evrim ve Bünye Meselesi :)



BünYe MeseLesi…

Ben isterim ki, herkesten de öte, affedersiniz, domuz gibi sağlam bünyem olsun. Fakat benimkisi
kelebekten naifçe…


Bir gün dışarı çıkılırsa, diğer gün yüksek olasılıkla evde oturulacak. Çünkü vücut bir kere kendine gelsin. Anneannem huzurla uyusun, “her gün gezen tavuk, eve gelir, kuyruğu yoluk” derdi. Burada maksat elbet "kuyruk bütünlüğünü sağlamak", yoksa ben de her gün gezerim… Niye oturup yazı yazayım?

Tesisat eksikliği midir bilinmez,  el ayak uçları çoğunlukla bizim gibilerde soğuktur. Kendimi ısıtamadığım için, bulunduğum yerleri çok sıcak tutanlardanım. Örneğin ev mutlaka güney batıya bakacak, güneş görecek. Yoksa bizim lügatta ona ev değil, iglo deniyor. 

Başka bir örnekse, annemlerin dilindeki fıkra benim için değişerek, şöyle dile gelir oldu; “Cehenneme zebaniler, yeni adam getirirler ve içeri koymak için kapıyı açarlar, içerideki bir garip Işın seslenir; kapatın, kapatın içerisi soğuyor”J 
Düzenli yaşayacaksın, çalışırken erken yatacaksın. Nerede eller havaya, balıklar oltaya, vur dibine, çılgın eğlenceler, heyhat!

Doğduğumdan beri yediğim iğnelerden altım kevgir, etrafsa hep kenafir. Bir türlü tam toparlamak mümkün olmadı. Hele güzel ince bir elbise giyelim, gezelim. Fatura poşet içinde, üşütmeye bağlı karın, baş ve/veya boğaz ağrısı… Böyle olunca ne giyim zevki kalıyor, ne de hevesi…
Giyerim hırkamı, otururum aşağı…

Seattle’da çok değerli insanlarla tanışma fırsatım oldu. Bir tanesi Amerikan Ordusundan emekli subay kurmay albay bir “kadın". Bir kere duyunca bile, “güç” kelimesinin karşılığı bu diyorsun, bir bayan olarak hemcinsimi, hayranlıkla takdir ediyorum. Bu güzel yürekli insan, neşe olsun diye komik anılarını anlattıkça, bendeniz de arka planda söyle bir çevrim çalışıyor. Işın sen olsan, ordu da ancak bir “çizgi roman” olabilirdin. Keza cephede soğuktan buz heykeline dönüşmek; çok yoruldum yürüyemiyorum derken, bir tankın altında kalmak; duvara tırmanma taliminde çıkabildiği yerden, hep yer çekimi yüzünden düşerek, başlangıç noktasına dönebilmek, bende. 

Haydi olumlu bir şey yazayım, bir tek iyi nişancıyımdır. O da Allah, belki de bir gün lazım olursa, zaten savaşta ayakta kalması zor, bari yorulmadan durduğu yerden attığını tutturabilsin, bu da bir hayatta kalma becerisidir, diye mi yarattı bilemiyorum… Yemekse ayrı bir dava, hem her şeyi yiyemiyorum, hem de çok sık acıkıyorum, mazallah elim ayağım titriyor. Bu nedenle cephede yemek mevzusunu düşünmek bile istemiyorum! 

Evrimi inceleyince, benim gibilere belki sistem bug’ı (hatası) diyebiliriz. Aslında evrimin belki de bizim gibileri zaman içinde elemesi gerekirdi diye düşünüyor insan, ancak Yaşatacak, yaşatınca, evrimde evrilebiliyor anlaşılan, bunun yanında henüz bilimin çözemediği çok şey var. Detaylarına hakim olmadığımız, şaheser bir DNA taşıyor olabiliriz. 

Her şey bir yana, şükürler olsun bu satırları yazdırana, yine de bir köşeye yazalım Maşallah, efendim yaratılışta benden ancak hayata dair, şimdilik sade suya bir çorba.

Sevgiyle kalın!
Işın:)

Not: Hareket, ordu, antrenman diye yazınca en sportif göründüğüm fotolardan birini ekleyeyim istedim. Bu da insan ruhuna özgü bir şey sanırım, eksik olan yönü tammış gibi gösterme... Sosyal medya bu alanda yıkılıyor malum:) Ben Gülse Birsel'in dediği gibi beyin jimnastiği seviyorum, ne yapayım?

12 Aralık 2017 Salı

RIHTIM Dergisinin bu ayki sayısında "Aşık Susam" yayımlandı :)


"AŞIK SUSAM" adlı şiirim, RIHTIM Dergisi'nin bu ayki sayısında Aralık 2017 yayımlandı. Keyifli okumalar :)

/http://rihtimdergi.com/asik-susam/

My Poetry "AŞIK SUSAM" has been published by Dec 2017 issue of RIHTIM Literature Magazine. Click the link above. Have a pleasant reading :)

9 Ağustos 2017 Çarşamba

My poetry "EMERALD/ ZÜMRÜT" has been published by Aug-Sep issue of Kardelen Art Magazine!



"ZÜMRÜT" adlı şiirim KARDELEN Dergisi'nin bu ayki sayısında (Ağustos-Eylül 2017) yayınlandı. Aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar! 

My Poetry "ZÜMRÜT/ EMERALD" has been published by August-September 2017 issue of @kardelendergisi KARDELEN Art Magazine. 
Click the link below. Wish you a pleasant reading!  
http://www.kardelendergisi.com/yazi.php?yazi=2407

6 Temmuz 2017 Perşembe

Kısa bir dörtlükle sıcak Temmuz'a Merhaba... "İPLER_STRINGS"


İPLER _ STRINGS

Bir beden ki, iplere dolanır
Bekler gelip, açsınlar diye…
Bir beden ki, iplerle insanları oynatır!
Düşünür, acaba kimleri seçse???


Somebody tied up
Waits to be untied...
Somebody, pulling the strings!
Decides, who to have on a string?

Işın Erenoğlu Üstündağ