19 Aralık 2012 Çarşamba

YaNkı


YaNkı

Sesim yankılanıyor..
Ne kadar haykırsam güçlü,
Dönüp yine bana çarpıyor.
Ve ayağa kalkıp,
Tekrar bağırıyorum !

28.07.2005
http://www.isinapolis.com

26 Eylül 2012 Çarşamba

MizaN


Şair ola bir damla, yudum yudum süzül toprağa
Toprak ola, koca cihanda seril insana
İnsan  ola  tohum, uzanır başak tarlaları diyarca
Diyar ola ezgi, duyula duyula pelesenk dudaklarda
Işın ola duyula, bir garip seyyah rotasız  haritada
Mesafe ola aşılmaz,  hızı sonsuz neylesin  patika
Patika ola kum, zamanında üstü deniz, içi balık icabında
İnsan ola, yaşarken her şey değişir, kader sonunda
Kader ola gem vurulmaz,  gamsız kimine kepçe,
kimine zerre mizanda



25.09.2012
http://www.isinapolis.com



8 Mayıs 2012 Salı

Işık OyuNu


Bir ışık oyunu dünya,
Kimi rengarenk kristallerin arasında,
Kimi yeşil, kimi mavi, kimi kırmızı, fuşya...
Çoğu salt çamur, kahverengi aslında.
Renklidir anlık, üzerine ışık yansıdığında,
Döner rengi özüne, gün geceye varınca.
Işık olmadan yığınlar anlamsız curcuna
Pilates, yoga, alışveriş, gezer orda burada
Bir yelkenli gelir salına salına
Yelkenin ucu dolanmış mavi bulutlara
Onun için, yer gök mavi, gerisi palavra


ştün mü yine renklerin arasına,
Güneş çekilene kadar bak doya sıya...
Sonra mı? Sonrası senden ibaret şaşırma
Rengini kudretinle yansıt güneş olsa da, olmasa da...

Bir ısık oyunu dünya, içinde bir dünya harpagonla :)

12 Nisan 2012 Perşembe

Seçilmiş Toprak



Bir tohumsan düşeceğin toprağı seçmelisin,
Öyle ki, zamanında gelişesin, o toprakta kök salıp güçlenesin!



Ömür dediğin çapanın bağlı olduğu zincir misali...

Her doğan günde bir bakla açılır, engin denize biraz daha karışırsın
Herkese farklıdır denizin derinliği, zincirin boyunca uzanırsın
Arada feleğin sillesi dalgalarla sallanırsın
Ya da sesin çıkmasın diye sürekli yağlanırsın :)

Çapa sağlam tutar, umduğundan farklı yerlere dolanmazsın
Kararır bulutlar yaklaşır fırtına, karaya demir atarsın
Kara seçtiğin toprağındır tanınırsın, öyle ki tohumunu gerdanında saklarsın..
Zamanla toprak, bir deli ormana, sen ormanın büyülü kokusuna, kendi çiçeklerinle karışırsın
Artık Portakal mısın, Kiraz mısın, Nar mısın, Çınar mısın?

 

Tek tohumsan, doğru rüzgarı beklerken yaşlanırsın doğmadan,
Ya da rüzgarı şaşırıp hayat boyu savrulursun tutunmadan.

 
12.04.2012
Güne değin...
IşıN
 http://www.isinapolis.com

4 Şubat 2012 Cumartesi

Aşık Susam :)

Simitteki susam tanesi olsam,
Omzun üstünde milyonun içine karışıp dolaşsam,
Güne ışık, geceye rüya olsam,
Uzaklaşan trenin dumanına takılsam,
Ne gecmişe, ne geleceğe sıkışsam,
Bir ben olsam, bir hiç olsam, bir tek olsam.
Diyar diyar dolanan aşık misali,
Zamandan gayrı, seyyah olsam..



www.isinapolis.com
12.2011

21 Aralık 2011 Çarşamba

Tezkere

Bir büyük boşluk ki sen gideli, nasıl doldurasın,
Hasret katmerli, taşar yürekten, gel de durdurasın.
Beklemek, yaşamaktan kolay bilsemde
Figanım firari, etrafta ara ki bulasın...
Yazınca özlem azalır dedim ama yanılmışım
Dualarım seninle, dileğim, sana hep yardımı ulaşsın
Geçsin zaman, tez şafakla yüzümüz aydınlansın...

21.12.2011

29 Kasım 2011 Salı

ZamaN KaymaSı

Ne hayatlar var, gördüm sürgün kendi bedeninde
Ne çuvallar var, taşınır küfelerde
Ne hammallar var, bir kez sormaz içindeki ne diye..

Ne sözler var, eskimiş ciltlerde
Ne gece var, bitmez, ermez gündüze
Ne bir tanığı var, zaman kayar güneş mi, yoksa bir beyaz cüce ?
Ne aşıklar var, yanar deli divane
Ne değeri var, para pul ellerde
Ne gereği var, herkes emniyet şeridinde
Ne veliler yaşar, deli derler ömrünce,
çoğu zaman da işlerine öyle gelir, bile bile ;)

http://www.isinapolis.com
29.11.2011

30 Temmuz 2011 Cumartesi

İstanbuLda Bir Yaz AksaMı

Bir kağıda iki satır karalamak öylesine
Ne zamandır kalem kalemlikte, satırlar mısralara gebe
İki ince çizgi alnım üstünde
Ve yorgun ama huzur esir içimde...

Sıcak yaz gecesi, ince bir esinti getir albatros kanadın üzerinde
Denize dair, boğazından kucakla, serinlet tane tane...
Ne güzeldir semaya nispet süzülmek özgürce
Oysa düşünmez gece, beyaz gölge, bir balıkçı ağından öte

Biraz ileride şehir hatları vapuru çarptı gözüme
Kim bilir, şimdi kaçıncı seferinde, kimleri taşır içinde ?
Tarihi yarım adaya bir reverans sancaktan yeşiliyle
Ve camiden bir seda yükselir “Allahu Ekber “ diye...

İstanbul penceremden gelen çat kapı misafirim, bu gece,
Hiç sormaz mısın ey koca şehir, cuma akşamı müsait misin diye?
Sıcağı beri dursun, nemi yerden göğe, her yerde...
İstanbul işte, kalabalık adımlar sayılmaz tek nefeste
Zamanı trafiğine hapis, insanları avare...
Yine de içinde yaşarken bile özlersin delicesine
Medeniyetlerin eleği, yüzyılları kat kat taşıyan bilge
Yaşamayan bilmez, ömür müptela bu şehre!


29.07.2011
http://www.isinapolis.com

21 Mayıs 2011 Cumartesi

23 Nisan 2011 Cumartesi

Yüce ÇınaR

Asırlık Yüce ÇınaR
Kökü uzaklarda, yaprakları dağılır rüzgarla
taşır tüm hayatı şümullü dallarında

Biraz dalgın yürürken ormanda
Toprağa her basışımda,
İşte burası benim der gibi ezelden ebedi.

Heybetiyle ağaç, koca bir yürek gibi
Mesafeli ama uzaktan izler gibi
Beni anlamış, geçişime izin verir gibi
Umudumu yitirdiğimde yol gösterir gibi
Tasa mı, yapraklara sar, sonbaharda dök gitsin der gibi





Penceremdeki buğu,
Karda mahsuru, toprağında eritir gibi
Güneşi içine sığdırmış gibi  :)
Hayallere saklı sevinç gibi,
"Olmazı" tanımaz kader gibi...
Varlığını bilip, hiç görmediğim gibi...

Mart 2011
http://www.isinapolis.com